20 Ekim 2008 Pazartesi

IŞIL ALBEN MEKTUP...!!!

Sevgili arkadaşlar;Her birinize teker teker teşekkür ediyorum!Geçen sezon play off finalinde söylemiştim "HAKETTİĞİMİZİN PEŞİNDEYİZ!" diye...Hak ettiğimiz...Bütün yaz geçmek bilmedi hak ettiğimizi beklerken. Maç tarihi yaklaştıkça sizlerin artan coşkunuza şahit oldukça heyecanım, sabırsızlığım her geçen gün arttı! Biz sizi, siz bizi nasıl bir coşkuyla inandırmışız ki sezon başı olması, hazır olmamamız, eksik yabancılarımız vs hiçbirisi sonuca olan inancımı etkilemedi. Sadece cumartesiyi bekledim, tribünde sizleri görebilmeyi, sizlerle kenetlenebilmeyi, elimden geldiğince sizlere layık olabilmeyi...11.10.2008...Her biriniz kendi imkanlarınız ile İstanbuldan Adanadan İngiltereden Eskişehirden Ankaradan İzmirden ve daha kimbilir nerelerden yola koyulup yanımıza geldiniz. Maç boyunca hiç susmadan bağırdınız, sesleriniz kısıldı elleriniz acıdı hatta duyduğum sandalyelerinden düşenleriniz oldu...Her biriniz tribünde her birimiz sahada Alpaslan abimizin arzusunu yerine getirmek için mücadelemizi verdik. Biryandan da rakip takım taraftarına da acımızı paylaştıkları ve maçta açmış oldukları pankart için çok teşekkür ediyorum.Geçtiğimiz sezona bize yakışan bir şekilde son noktayı koyduğumuza inanıyorum.Saat 15.44...Üzerimde parçalı formam, boynumda madalyam, elimde Cumhurbaşkanlığı Kupamız... O an yaşadığım mutluluğun tarifini yapmam mümkün değil. Ancak bundan daha da büyük bir mutluluk var ki ne madalya ne de kupa ile taçlandırılamaz... Maçın bitiş düdüğü ile birlikte kafamı kaldırdığım da gördüğüm, tribündeki bizlerin yüzlerindeki gülümseme gözlerindeki mutluluk...O duyguyu yaşamak var ya...Sahaya çıktığımız ilk andan maç sonuna kadar sizlerin coşkusunu, inancını duymak, hissetmek sizlerden güç almak var ya...Ah be Galatasaray...Senin için ölmek ne ki, senin için yaşamak var ya...Bizler formamızın hakkını verebilmek için sahada mücadele ederken, yanımızda olup bize güç veren her birinize sonsuz teşekkürler

13 Ekim 2008 Pazartesi


Ninnilerle değil, Tezahuratlarla büyüdüm ben...Süper kahramanlarım,Parçalı formalar giyerdi benim...Bir oyuncak istemedim,Seni canlı görebilmeyi istediğim kadar..Hayır, lunaparka değil,Sami Yen’e götür beni baba...Gözyaşlarım yere düştüğümden değil,Kazanamadık diye bu hafta..Bana masal anlatma baba,14 sene nasıl beklediğini anlat..1 gece evvelden maça gidip,Sabahın köründe maça girdiğiniİçindeki sevginin,Gecenin ayazında üşümene nasıl engel olduğunu anlat..Bana öyle bir aşk anlat ki baba,Ben de yüreğimden dağlanayım..Kalbime 2 harf kazıyayım baba...2 renk kazıyayım...Tek bir isim kazıyayım...Çocuk şarkıları dinletme bana baba,Tribünlerde söylenen o besteyi dinlet..Söyle senden başka kimim var benim..Düşünüyorum da şimdi..Kimim var söylesene...Söylesene cimbomum, sen şampiyon olamamışsınKupaları alamamışsın , kaç yazar...Değiştirebilir mi sence bunlar sana olan sevgimi..Olur mu lan öyle şey.. Değişebilir mi hiç...Sami Yen’in önü bir uzun alanBir tek seni sevdim gerisi yalan...Harbiden yalan cimbomum.. gerisi harbiden bir dolu yalan...

6 Ekim 2008 Pazartesi

Bursapor - GALATASARAY



Bursaspor: 2 - 1 : GALATASARAY
Hırs.. Eksikliği yenilmemize neden olan en büyük faktör.. Futbolcuların taşıdıkları formanın farkına varmaları ve bunun bilinciyle oynamaları bizim için yeter.. Milli maç arasından sonra Trabzon maçında Eski Açık'ta her zamanki gibi boğazımız patlarcasına senin destekçin olacağız.. Yeterki ;
Hepiniz Metin gibi oynayın yenilmekten sakın korkmayın
Ruhunuzu koyun bugün ortaya Aslan gibi çıkın sahaya...!

Sonbahar geldi...

Yazlar ne kadar sıcak geçerse geçsin, eğer çift rakamla biten bir yılı yaşıyorsak futbolseverlerin beklediği ve bitmesini istemediği bir dönemdir. Zira ya Avrupa Şampiyonası ya Dünya Kupası vardır. Bu sene de yaz sıcaktı, bunalttı bizleri. Ancak Euro 2008 heyecanı ile futbol severler rahatladılar. Sonra transferdi, hazırlık maçlarıydı, Avrupa Kupalarıydı derken lig başladı. Farkına vardığımızda yaz bitmiş, Eylül başlamıştı bile.

Her ne kadar yeni bir sezona merhaba desek de Eylül hüznün mevsimidir. Doğanın kendini yenilediği ilkyazın aksine, daha fazla ölümü çağrıştırır. Futbol sezonu ise tersine işletir takvim yapraklarını. Sonbaharda doğar sezon, ilkbaharda kapanır. Gariptir.

Sağ olsun, takvimden bir işaret bekler gibi hava da hemen serinledi. Esiyor geceleri, neredeyse üzerine ince de olsa bir şey almadan çıkma diyor insana. Gelecek yağmurların habercisi rüzgâr. Artık kızgın kumlarda, plaj şemsiyelerinin kale direği olduğu maçlar olmayacak. Akşamki halı saha maçlarında kısa kollu formalar yerlerini uzun kollulara bırakacak.

Maça giderken eller yağmurluğa gidecek evvela. Maç günü ayaküstü muhabbetler zor artık, en azından yağmurdan korunmak için bir aralık gerek. Uzaktan atılan şutlar daha tehlikeli üstelik, her maç öncesi bunun sohbeti olacak yarım kıç oturulan tribün koltuklarında. Açık tribün daha zahmetli, bilet kuyrukları daha uzun sanki. Rüzgârı arkasına alan takım daha avantajlı.

Sonbahar geldi.

Mahalle maçlarında yaprak hışırtısı, halı sahalarda yağmur birikintisi olacak bundan sonra.

Bir de tribünde boğaza sıkıca dolanmış atkı var. Üzerine tribünün kokusu sinmiş. O atkı ki ne yağmuru, ne soğuğu hissettirir.

Sonbahar geldi...
Mutlak gol

5 Ekim 2008 Pazar

GALATASARAY- Bellinzona


GALATASARAY: 2 - 1 : Bellinzona

Armanın peşinde... Heryerde!

4 Ekim 2008 Cumartesi

Şehitler ölmez vatan bölünmez...!


Bu vatan bölünmez bu böyle biline bu vatan uğruna hazırız ölmeye....

3 Ekim 2008 Cuma

Çocuksun Sabri Çocuk....! :)


Belki topa bir iki duzgun vurmayı oğrenirsin diye Kewell'un yanına oturttuk, sen gittin şu efendi adamı kendine benzettin. Otur Sabri sıfır.